Gönderi içeriği
Bu ülke ve bu aziz millet tarihin hiçbir döneminde “bana ne” dememiştir, gönül coğrafyasına sırtını dönmemiştir, dünyanın neresinden gelirse gelsin yardım çağrılarına kulaklarını tıkamamıştır. Uzak-yakın demeden, Müslim-gayrimüslim demeden, kimsenin inancına, mezhebine bakmadan imdat diyenin yardımına koşmuştur. Bu dün böyleydi, bugün de böyle. Herkes kayıtsız kalsa dahi biz coğrafyamızdaki acılara, zulümlere, sonu gelmeyen çatışmalara duyarsız kalamayız. Çözüm üretmek, çözüme liderlik etmek bizim görevimiz, tarihî ve vicdani sorumluluğumuz. Gazze’nin, Yemen’in, Suriye’nin, Sudan’ın, Somali’nin sokaklarında yere düşen her can, bizim canımızdan can koparıyor. Açlıkla mücadele eden yavruların dramını kalbimizin derinliklerinde biz de hissediyoruz. Yüreğimizi yakan bu manzara karşısında sadece elimizi değil, çoğu zaman tüm gövdemizi ortaya koyuyoruz. Binlerce yıldır süzülüp gelen devlet aklıyla, beş yüz seneyi geride bırakan hariciye geleneğimizle; büyüyen ekonomimiz, köklü kurumlarımız ve ilkeli dış politikamızla coğrafyamızdaki yangınları söndürmeye gayret ediyoruz. Dış politikayı asla sıfır toplamlı bir oyun olarak görmüyor; barış, refah ve istikrarın paylaştıkça çoğaldığına yürekten inanıyoruz.