Gönderi içeriği
Ülkemizde hangi alanda olursa olsun “özel teşebbüs” deyince hemen eleştiri oklarını çeken, hemen saldırıya geçen bir kesim var. Özel sektör okul yapar, hastane yapar, kamuyla iş birliği içinde yol, köprü, havalimanı yapar; bakarsınız, bunlar anında kötülemeye başlar. Ama makul, mantıklı, pratik ve sürdürülebilir hiçbir öneri de getirmezler. Türkiye’nin ufkunu açacak, ekonomimize katma değer sağlayacak, millete ve memlekete faydası dokunacak hiçbir projeleri, hiçbir fikirleri yoktur. Biz 23 yıl boyunca attığımız her adımda, hayata geçirdiğimiz her eserde, özel sektörümüzle iş birliği içinde ülkemize kazandırdığımız her yatırımda bunlarla çok sık muhatap olduk. Nasıl “elinde çekiç olan her şeyi çivi görürse” bunlar da her konuyu getirip bir şekilde özel teşebbüs düşmanlığına bağladılar. Oysa asıl kamuculuk sermaye düşmanlığı yapmak değil, gerektiğinde özel sektörle el ele verip kamu yararına değer üretmek; halkın hayatını daha güvenli, daha huzurlu hale getirmek; temel hizmetleri en uygun şekilde, en üst kalitede vatandaşına sunabilmektir. Mesela 2002 öncesi gibi sağlık hizmeti almak eğer bir çileye dönüşmüşse böyle bir sistemde ne kamuculuktan ne de sosyal devletten söz edilebilir. Aynı şekilde belediye kaynakları talan ediliyor; halkın parası rantçıların, yolsuzların, yandaşların cebine akıyor; bunun da tüm faturasını daha fazla trafik, daha fazla eziyet, daha az hizmetle sokaktaki vatandaş ödüyorsa orada da bunların hiçbiri yoktur, tam tersine çok büyük bir soygun vardır.