Gönderi içeriği
Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarının en büyük müsebbibi alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucudur. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, “iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız” diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur. Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu âdeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur. Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur. Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz. Tehlikenin farkındayız. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükûmet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız. Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız görevlerini layıkıyla yapıyor. Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor. Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler, özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkânı devreye almak durumundayız. Her zaman söylüyorum; madden olduğu kadar manen de güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir. İdeal sahibi, ufuk sahibi, öz güven sahibi, millî ve manevi değerlerine bağlı gençlik derken biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz.